Kahve Yanı Yazıları

ses(siz).

Henüz keşfedilmiş kendisine çok benzeyen tatlı gezegenlerden 39 ışık yılı uzaklıktaki şu sevgili dünyamızda gözümle görmeseydim, kulağıma duymasaydım inanmazdım sanırım sayın okuyucu; benden başka birisinin daha ölünce nasılsa uyuyacağız diyerek gün içerisindeki az uykuya rıza gösterdiğini. Üniversite yıllarımdan bugünüme taşıdığım bir alışkanlıktır, koca bir gününün her anını değerli kılayım diye uykunun koynundan geri durmak. Lakin bunun yanında bir sebebi daha var az uykularımın. O da geceleri çöken okyanus gibi sessizliğin bağımlılık yapması.

“ses(siz).” okumaya devam et

Homo economicus

Bir Yudum Mutluluk

Bu haftaki yazının başlığını görenler “Allah Allah, ekonomi köşesi değil miydi burası” diye içlerinden geçirebilirler. Evet, hala doğru adrestesiniz. Bundan tam bir yıl önce “Yeni başlangıçlar her zaman heyecan verici, her zaman motive edici olmuştur. Bu satırlar ile beraber aralarına katılmaktan gurur duyduğum haberankara.com ailesine merhaba diyerek söze başlamak istiyorum.” diyerek katılmıştım bu büyük ailenin arasına. Aradan geçen bir yılda HaberAnkara 30 günde 600 bin kişiye yakın kişinin ziyaret ettiği, bir başköşe kaynağı haline geldi.

“Bir Yudum Mutluluk” okumaya devam et

Homo economicus

20 – 24 Şubat Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?

ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvuruları beklentilerin üzerinde gerçekleşerek 244 bin kişi oldu. Ocak ayında Avro Bölgesi’nde tüketici fiyatları yıllık bazda %1,8 oranında artış gösterirken Hong Kong ekonomisi 2016 yılının son çeyreğinde yıllık bazda %3,1 oranında büyüdü.

İçeride ise tüketici güven endeksi Şubat ayında bir önceki aya göre %1,8 oranında azalarak 65,7 seviyesinde gerçekleşirken TCMB’nin brüt döviz rezervleri 90 milyar doların altına geriledi.

“20 – 24 Şubat Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?” okumaya devam et

Homo economicus

Avrupa Birliği Bir Ütopya Mıydı?

19. yüzyılın başlarında ünlü besteci Ludvig Van Beethoven’a 9. Senfonisini bestelerken bestesinin bir bölümünün yıllar sonra Avrupa’da kurulacak bir birliğin resmi marşı olacağını söyleseler sanıyorum ki bunu söyleyene deli gözüyle bakardı. 1829’dan 20. yüzyıl ortalarına geçen süreçte dünya, iki tanesi büyük çaplı dünya savaşı olmak üzere sayısız savaşa tanık oldu, devrimlere şahitlik etti ve çok değişti. Avrupa Birliği 1958 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu adıyla kurulduğunda Avrupa’da özgürlüklerin ve barışın güçleneceği ve Avrupalı devletlerin neredeyse her anlamda bir birlik oluşturacağı düşüncesiyle tarih sahnesindeki yerini alıyordu. Ancak bugün geldiğimiz nokta hayal edilenden birazcık farklı.

“Avrupa Birliği Bir Ütopya Mıydı?” okumaya devam et

Homo economicus

13 – 17 Şubat Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?

Bu hafta veriler açısından hareketli bir hafta geride kaldı. ABD’de enflasyon oranı %2,5 oranında artış ile dikkat çekerken Avro Bölgesi 2016 yılında %1,7 oranında büyüdü. Küresel talebin artması dış ticaret ile ilgili olumlu istatistikleri de beraberinde getiriyor. Endonezya’da Ocak ayında ihracat %27,7 oranında arttı.

İçeride ise işsizlik ve cari açık verileri takip edildi. İşsizlik oranı Kasım ayında %12,1 ile Mart 2010’dan bu yana ilk kez %12’nin üzerinde gerçekleşirken 2016 yılı cari işlemler açığı 32,6 milyar dolar olarak gerçekleşti.

“13 – 17 Şubat Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?” okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

hediye.

Uyku düzen’sizliğ’i diye bir şey var bu hayatta sayın okuyucu, gerçek yani. Güneş batıp akşam olduğunda, saatlerden bir saat evine ulaşıp da beyin kıvrımları arasında gezinen düşünceler ile başbaşa kaldıkça senden uzaklaşan uykuyu yakalama çabaları da gerçek . An geliyor, artık göz kapakların ‘bre bünye, biz yer çekimine bu kadar karşı koyamayız!’ diye isyan ediyor. Ortamda yanan mumların getirdiği parafin kokusu. Uykunun koynuna girmenle çıkman bir oluyor, adeta bir rüya. Ne zamandır sabahlara sinirli şiirlerle uyanıyorum ben. Nevrim dönüyor, dünya dönmüyor. Filmin sonunda bir gün doğumunu daha hediye olarak kabul ediyorsun kendine.

“hediye.” okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

çokoprens.

Cuma akşamı. Ofisten el ayak çekilmiş. Fonda usul usul Sezen Aksu’nun yeni albümünün ezgileri tınlıyor kulaklarıma. Belli belirsiz. Yaşarken bir hayli bunaltsa da sonunda geride kalan 2016 yılının sonunda piyasaya çıkan özel üretim kahvelerden (böyle reklam yapıyorum ama bence yalan, elde kalanları yeni ambalaj ile satıyor olabilirler) biri demlenmek üzere, kokusu geliyor burnuma. İnsan gün içerisinde dünyayı kurtardığını zannettiği koltuğunda şöyle biraz kaykılıp da eli kağıt ve kalem ile buluşunca keyfine diyecek olmuyor. Bize bu kadar mutluluk yetiyor aslında. Bir beyaz atımız yok ama çokoprens tadında keyifli adamlarız bence sayın okuyucu.

“çokoprens.” okumaya devam et