Kahve Yanı Yazıları

ışık.

Penceremden içeri süzülen, hem de ışık hızıyla süzülen günün ilk ve en saf ışığı yavaş yavaş dolduruyordu odamı. Sayamadığım kadar fincan kahve içmişim, ağzımda yaşanmışlıklarla beraber biraz da acımsı bir kahve tadı var; son fincanı biraz yakmışım sanırım. Allahtan günün ilk ışıkları hala yanmış kahve kadar acı değil, tüm yalanlara rağmen. Sanıyorum ki damarlarımda kanımla beraber neredeyse aynı oranda kafein dolaşıyor. Kafeinin odamdan içeri süzülen ışık gibi aydınlatıcı, aydınlatırken de düşündürücü bir özelliği var bence. Hem güldürürken düşündürmeyecek ya bir şeyler… Usul usul çalan müziğe eşlik eden çok sevdiğim duvar saatimin her bir saniyede çıkardığı gürültüsünde odam sanki hep o güzel renk sentezi ile aydınlanacak gibi düşünüyordum. Bir saniye sayın okuyucu, düşündüğüm elbette sadece bu değildi.

“ışık.” okumaya devam et