Homo economicus

24 – 28 Temmuz Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?

Avro Bölgesi’nde toparlanma emareleri devam ediyor. İmalat sanayi PMI değeri Temmuz ayında 56,8 ile sektörde genişlemeye işaret etti. Japonya’da işsizlik oranı Haziran ayında %2,8 oranına gerilerken Singapur’da ise sanayi üretimi Haziran ayında aylık bazda %9,7 oranında, yıllık bazda ise %13,1 oranında artış gösterdi.

İçeride ise ekonomik güven endeksi ile TCMB PPK’nın faiz kararları takip edildi. Ekonomik güven endeksi Temmuz ayı itibarıyla yeniden 100 eşik değerinin üzerine yükselirken TCMB PPK Temmuz ayındaki toplantıda faiz oranlarında değişikliğe gitmedi.

“24 – 28 Temmuz Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?” öğesini okumaya devam et

Homo economicus

Etkin Ticaret Düşük Maliyet

Ekonomik büyümenin temel belirleyicilerinden birisi olan dış ticarette giderek kızışan rekabet, ülkelerin yenilikçi atılımlar yapmasını ve daha yüksek teknoloji ihtiva eden ürünlerin üretimine ve ticaretine odaklanmasını zorunlu kıldığı gibi bir yandan da gümrük hizmetlerinin ve altyapının daha etkin hale getirilmesi ile beraber maliyetlerin düşürülmesi gereğini de beraberinde getiriyor. Bu bağlamda, ülkelerin etkin gümrük hizmetleri ve altyapı hizmetleri performansları ticaret maliyetlerinin de temel belirleyicilerinden oluyor.

“Etkin Ticaret Düşük Maliyet” öğesini okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

detay.

Biz geceleri uyumayan, uyku türlü oyunlarla koynumuza girmeye çalışırken kirpik diplerimizdeki karşı konulamaz (!) ağrıyı bahane edip de sırtımızı dönen adamlarız sayın okuyucu. Ya gecelerin bizimle bir sorunu var ya da bizim gecelerle. Belki de hiçbiri, bilemiyorum Altan. Sadece geceleri seviyorduk; sorgusuz ve sebepsiz. Gündüzün ve insanların karmaşasından çekip çıkarması bile yeterken, senin kahve yanı keyfine birçok kez tanık olan bu satırlara konu olan muhteşem detaylara sahip bir geceyi sevmemek olur mu?

“detay.” öğesini okumaya devam et

Homo economicus

17 – 21 Temmuz Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumundaki Çin ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde %6,9 oranı ile beklentilerin üzerinde büyürken Avrupa Merkez Bankası faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. AMB başkanı Draghi, varlık alımlarının en az Aralık ayına kadar süreceğini ve alımların enflasyonda sürdürülebilir toparlanma olana kadar devam edeceğini ifade etti.

İçeride ise Mart ayında %11,7 seviyesinde gerçekleşen işsizlik oranı %10,5 seviyesine gerilerken tüketici güven endeksi ise Temmuz ayında %1,9 oranında iyileşme gösterdi.

“17 – 21 Temmuz Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?” öğesini okumaya devam et

Homo economicus

Her 10 Patent Başvurusunun 1’i Ankara’dan

Ünlü tasarımcı Primo Angeli harika bir markanın dinamik, ayırt edici, unutulmaz ve benzersiz olması gerektiğini ifade etmiştir. Nasıl ki şirketler yeni bir buluş ve marka ile ticaret sahnesine çıktıklarında vazgeçilmez oluyorlar; ülkelerin patent ve marka alanlarındaki gelişmişliği de giderek kızışan rekabetçi ortamda konumlarının daha vazgeçilmez ve daha sağlam bir seviyeye ulaşmasının önünü açıyor.

“Her 10 Patent Başvurusunun 1’i Ankara’dan” öğesini okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

gir kanıma.

Şu hayatta şükretmek için birçok neden var sayın okuyucu. Hayatımızı derinden etkileyen teknolojik icatları düşündükçe “olmasalardı ne yapardık” diye hayıfanıyoruz lakin bir yaz sabahında zihnim ile baş başa kaldığımda VHS kasetlerin en büyük icatların, video çekmeye aşık bir babanın ise en büyük şükür nedenlerin arasında yer aldığına karar kılıyorum. Tarih; mahalle maçlarında mahallemizi gururla temsil eden takımımızın bugünkü Milli Takımdan daha vizyonlu olduğu, saçlarda permalı, ayakkabılarda ışıklı, kot pantolonlarda buz mavili modellerin moda olduğu, futbolcu kartları ile tasoların odada yer bulmak için birbiriyle yarıştığı 90lı yıllarda bir akşam vakti… Fonda “Gir Kanıma” çalıyor, tüplü televizyonda ise kıvırcık saçlı bir adam dans deli deli ediyor.

“gir kanıma.” öğesini okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

kepenk.

Susamlı simit kokusu ta sokağın başına kadar gelmişti sayın okuyucu. Bunca yıldır peşinden sürüklendiği onca şey varken zamanını neden şu su susamlı simit kokusunun peşine harcamadığını sorgulayarak yürüdü, küçük mahallesinin kendisinden daha küçük taşlarla bezenmiş kaldırımından. Gülümseyen bir yüzün aslında bir güne başlamak için en güzel yol olduğunu bir kez daha fark ederek ayrıldı fırından; kokusu iyice ciğerlerine sinen sıcacık simitler elini yakacaktı neredeyse. Keşke her şey aklından önce elini yaksaydı böyle. Taze simit kokusuyla yıpranmış kitaplarının kokusunun birbirine karışacağı dükkanının kapısına ulaştı; “ya bismillah!” diyerek kaldırdı kepenkleri.

“kepenk.” öğesini okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

buldum.

Duvarlarına taze ekmek kokusu sinmiş, yarısına kadar çekilmiş perdesinin arkasındaki depoda duran kasa kasa meşrubatın çocuklar için cennetin diğer bir adı olduğu dar sokaklı mahallemizin yegane bakkalının önünde, şu hayatta nefes alan çoğu insan gibi yorgunluğundan az sonra orta yerinen çatlayacakmış gibi yer çekimine direnen bir iskemlenin üzerinde az önce yine bileğine güvenip de her zaman olduğu gibi boşa çıkan güvenine el sallayan bir adamım. Nedir yahu bu tavladaki gelelerle derdim? diye aklımdan geçirirken ciğeri çıkacakmışçasına koşarak geldi yanıma ufaklık. Yüzünde telaş mı sevinç mi çözemediğim bir şeyler vardı sayın okuyucu, öyle ki insanın görüp de meraklanmaması imkansız. Herhalde en son Arşimet “Buldum!” diye sokaklarda koştururken bu kadar heyecanlıydı.

“buldum.” öğesini okumaya devam et

Homo economicus

10 – 14 Temmuz Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?

Küresel talebin toparlanmasıyla beraber ülkelerin dış ticareti istatistikleri de olumlu gelmeye devam ediyor. Avro Bölgesi’nde Mayıs ayında ihracat %12,9 oranında artarken ithalat ise %16,4 oranında artış gösterdi. Çin’de ise Haziran ayı ihracatı %11,3 oranında artış gösterdi.

İçeride ise Mayıs ayı sanayi üretimi yıllık bazda %3,5 oranında artarken yine Mayıs ayı itibarıyla cari işlemler açığı 35,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

“10 – 14 Temmuz Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?” öğesini okumaya devam et

Homo economicus

İğneyi Başkasına Çuvaldızı Kendine

Büyüklerimiz eskiden sözlerine şöyle başlarlardı: “Dünya değişiyor, eski dünya değil.” Gerçekten de öyle, içinde yaşadığımız dünya büyüdükçe değişiyor ve biz de bu değişimi takip etmekte kimi zaman zorlanır duruma geliyoruz. 21. yüzyılın ortalarında “tek bir Avrupa” hayaliyle yola başlayan Avrupa Birliği hayalinin de, 1990ların başında büyük bir şevk ile başlayan ticaretin serbestleştirilmesi hedefinin de, küreselleşmenin etkisiyle sınırların ortadan kalkacağı ütopyasının da bugün hangi noktaya geldiğine hep beraber şahit oluyoruz.

Bundan beş ay önce yine bu satırlardan sizlerle paylaştığım bir yazıda Avrupa Birliği’nin bir ütopya olup olmadığını tartışmıştık beraber. Avrupa’nın özgürlüklerin ve barışın giderek güçlendiği ve Avrupalı devletlerin her anlamda bir birlik içerisinde konumlandığı bir oluşumdan giderek uzaklaşan Avrupa Birliği bugün kendi üyelerinin dahi üyelik kriterlerini gerçekleştirmekte zorlandığı bir noktaya ulaşmış gibi görünüyor. Gelin bu söylediğimi hepimizin değerlendirebileceği iki temel istatistik ile anlatmaya çalışayım.

Geçtiğimiz günlerde Hazine Müsteşarlığımız merkezi yönetim borç istatistikleri ile AB tanımlı genel yöneyim borç stoku istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Bu tek seferde telaffuzu bile zor iki istatistik aslında bize belirli ayarlamalar ve düzeltmeler sonrasında genel yönetimi oluşturan kurum ve kuruluşların iç ve dış borç stoklarının toplamını veriyor. Diğer bir deyişle yorganımıza göre ayağımızı uzatıp uzatamadığımızın bir göstergesi. Buna ek olarak, bu veriler de Avrupa Birliği bünyesinde ekonomik ve parasal birliğe geçişin ön koşulu olan “Maastricht Kriterleri” çerçevesinde hesaplanmakta olduğundan ülkelerin karşılaştırılabilirliği açısından önemli olarak değerlendiriliyor.

Hesaplanan toplam borç stokunun toplam gelire oranı bazında değerlendirildiği bu istatistikte 2002 yılından bu yana kademeli olarak düşüş görüyoruz. 2002 yılını %72,1 seviyesinde sona erdiren AB tanımlı borç stoku/GSYH oranı 2017 yılının başı itibarıyla %28,9 seviyesine gerilemiş durumda. Asıl hikâye ise şimdi başlıyor. Avrupa Birliği’ne üyelik için bu oranın %60’ı geçmemesi gerekirken birliğe üye ülkelerde 2016 yılı sonu itibarıyla söz konusu oran %83,5 seviyesinde gerçekleşmiş durumda. Birliğe üye ülkeler bu dersten sınıfta öyle kalmış durumda ki, bu oran Yunanistan’da %179’a kadar çıkarken İtalya’da %132,6, Portekiz’de %130,4 seviyesinde.  Bu alanda Türkiye’den daha iyi durumda olan yalnızca iki Avrupa Birliği ülkesi var; biri Lüksemburg, diğeri ise Estonya.

Şekil 1: 2016 Yılı Sonu İtibarıyla Avrupa Birliği’ne Üye Ülkelerde AB Tanımlı Devlet Borçlarının GSYH’ye Oranı

şekil1.png
Kaynak: Eurostat ve T.C. Hazine Müsteşarlığı.

*Not: Türkiye verisi 2017 yılı birinci çeyreği itibarıyladır.

Bu hafta bu satırlarda değerlendireceğimiz ve karşılaştırma yapacağımız ikinci istatistik ise merkezi yönetim bütçe dengesinin milli gelire oranı. 2016 yılı sonunda 29,3 milyar TL açık veren merkezi yönetim bütçemizde bütçe açığının gelire oranı ise %1,16 düzeyinde gerçekleşmişti. Avrupa Birliği’ne üyelik şartlarını şekillendiren Maastricht Kriterlerine göre bütçe açığının milli gelire oranının %3’ü geçmemesi gerekiyor. Avrupa Birliği ülkeleri borç stokuna nazaran bütçe açığı konusunda derslerine daha iyi çalışmış gibi görünüyor. 28 üyeli Avrupa Birliği’nin toplam bütçe açığının gelire oranı 2016 yılı sonu itibarıyla %1,7 olarak gerçekleşmiş. Üye ülkelerde ise –sayıca az olsalar da- yine tembel öğrenciler var tabi ki: İspanya’da bu oran %4,5 iken Fransa’da %3,4, Romanya ve Birleşik Krallık’ta ise %3 seviyesinde.

Şekil 2: 2016 Yılı Sonu İtibarıyla Avrupa Birliği’ne Üye Ülkelerde Bütçe Açıklarının GSYH’ye Oranı

şekil2.png
Kaynak: Eurostat ve T.C. Maliye Bakanlığı.

Bu haftaki buluşmamızı da her zaman iyi ilişkiler kurmaya çalıştığımız Batı’nın bazı alanlarda iğneyi bize batırırken çuvaldızı da kendisine batırması gerektiği ile sonlandıralım. Dün akşam Ankara’da yerel haberciliğin en güçlü isimlerinden birisi olan Haber Ankara’nın dördüncü yaşını, bu büyük aile ile beraber ve sevgili kardeşim, bu satırların sizlerle buluşmasına vesile olan Volkan Memduh Gültekin ve değerli eşinin nazik ev sahipliğinde kutlama şansına eriştik. Harika bir organizasyon ve kulakları doyuran Resul Dindar konseri ile Haber Ankara ailesi olarak siz değerli okuyucularımızın desteği ile yeni yaşımıza merhaba dedik. Bir kez de bu satırlardan Volkan Memduh Gültekin’e kucak dolusu teşekkürler.

şekil3.png
13 Temmuz 2017, Ankara.

Ve tabi ki unutmadık… Yarın 15 Temmuz Demokrasi ve Özgürlükleri Anma Günü. Ülkemizin en karanlık gecelerinden birisi olan o gecedeki 250 kahraman başta olmak üzere bu vatan parçalanmasın diye gözünü kırpmadan canını veren tüm şehitlerimizi minnetle ve rahmetle anıyoruz; tüm gazilerimize ise sağlıklı ve huzurlu bir hayat ve acil şifalar diliyoruz.

Güneşli günler bizi beklesin, güzel bir hafta olsun.

Bu yazı 14 Temmuz 2017 tarihinde HaberAnkara‘da yayınlanmıştır.


eu-cartoon

Kahve Yanı Yazıları

taze.

‘Yazmak adeta bir terapi sayın okuyucu. Ve dünyanın farklı noktalarındaysan eğer, farklı manzaraların tam karşısındaysan kalemini kağıdınla buluşturmak daha keyifli oluyor.’ Hatırlıyorum, Paris’te bir otobüsün en arka koltuğunda otururken yazmaya başladığımda bu cümlelerle başlamıştım söze. İnsanoğlu kuş misali; bugün ise dördüncü kez geldiğim Barcelona’da bir yandan seninle konuşuyor, bir yandan anılarımı tazeliyorum.

“taze.” öğesini okumaya devam et