Kahve Yanı Yazıları

kepenk.

Susamlı simit kokusu ta sokağın başına kadar gelmişti sayın okuyucu. Bunca yıldır peşinden sürüklendiği onca şey varken zamanını neden şu su susamlı simit kokusunun peşine harcamadığını sorgulayarak yürüdü, küçük mahallesinin kendisinden daha küçük taşlarla bezenmiş kaldırımından. Gülümseyen bir yüzün aslında bir güne başlamak için en güzel yol olduğunu bir kez daha fark ederek ayrıldı fırından; kokusu iyice ciğerlerine sinen sıcacık simitler elini yakacaktı neredeyse. Keşke her şey aklından önce elini yaksaydı böyle. Taze simit kokusuyla yıpranmış kitaplarının kokusunun birbirine karışacağı dükkanının kapısına ulaştı; “ya bismillah!” diyerek kaldırdı kepenkleri.

“kepenk.” okumaya devam et