Kahve Yanı Yazıları

kat.

Ankara’ya “üzerine bir şey al, akşam gelirken üşürsün” mevsimi çoktan gelmişti bile sayın okuyucu. Şehrin takriben iki yüz-iki yüz elli metre uzunluktaki bir sokağında çok kısa mesafeler kat ederek bambaşka dünyalara tanık olabileceğin köşelerinden birinde, bir bankta otururken etrafı izliyordu Taner. Kendi kendine düşündü; nereye gidiyordu bunca insan? Nereye yetişiyorlardı acaba bunca hızlı adım ile? Ya da sarmaş dolaş yürüyen çiftler bu kadar mı çok seviyorlardı birbirlerini? Peki ya kafasını yerden kaldırmayanlar? Hepsi de kendi gibi kaldırım çizgilerine basmaktan mı korkuyordu? Eskimiş pantolonunun sol cebinden sigarasını çıkaran Taner diğer cebinde ise bir süre önce hediye aldığı çakmağını ararken bir yandan da önünden geçen dertli adamların zihinlerindeki kaçak katları sayıyordu.

“kat.” okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

dinozor.

“Ağustos’un 15’inden sonra Ankara’da yaz biter” derler büyükler, yine yanılmadılar. Soğumaya başlayan Ankara akşamlarından birinde, sessiz bir kahvecinin en dip sandalyesinde bir paleontologun işine burnumu sokup da dinozorların neden yaşamlarından çok ölümleriyle konuşulduğunu sorguluyor, binlerce yıl bu dünyaya konuk olan bu varlıkların birdenbire ortadan kaybolmasının dünyaya çarpan bir göktaşına bağlandığının saçmalığını düşünüyorum sayın okuyucu.

“dinozor.” okumaya devam et

Homo economicus

Bin 66 Binden Büyük

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) resmi dış ticaret istatistiklerinin yanında bir de girişimlerin özelliklerine göre dış ticaret istatistiklerini bizlerle buluşturarak dış ticaret yapımıza ilişkin daha ayrıntılı bilgilere ulaşmamızı sağlıyor. 2016 yılında yaşanan onca olaya ve finansal dalgalanmaya rağmen değer bazında ihracatımız yalnızca %0,9 oranında azalış göstermişti. 2016 yılının geneline baktığımızda değer bazında küresel ihracat %3,3 oranında azalırken azalış oranı Birleşik Krallık’ta %11, Çin’de %7,7, Rusya’da %17,5, ABD’de %3,2 oranlarında gerçekleşmiştir.

“Bin 66 Binden Büyük” okumaya devam et

Homo economicus

21 – 25 Ağustos Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?

ABD’de sanayi üretimi Temmuz ayında %0,2 oranında artarken aynı dönemde kapasite kullanım oranı ise %76,7 seviyesinde gerçekleşti. Avro Bölgesi ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde çeyreklik bazda %0,6 oranında büyürken yıllık bazda ise %2,2 oranında büyüdü. Japonya’da ise Temmuz ayında ihracat %13,4 oranında artarken ithalat %16,3 oranında artış gösterdi.

İçeride ise işsizlik oranı Mayıs ayında %10,2 düzeyinde gerçekleşirken merkezi yönetim bütçesi Ocak-Temmuz döneminde 24,3 milyar TL açık verdi.

“21 – 25 Ağustos Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?” okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

senfoni.

Uzanıp şiirlerinden öperim seni Üstat.

#turgutuyarındizeleriyiz

Mert Can Duman

Yüreği güzel insanlar hayatları ile ilgili önemli anları önceden sezerlermiş. Kaleminden “oh dünya biliyor musun, Ağustos çok yakışıyor”  cümlesinin döküldüğü, bir sevdalı gönlünden başka bir şeyi olmayan, kaderi öpüp başına koyup da bu dünyada tek başına olan bir insan, kısacık sanılan büyük hayata yine bir Ağustos gününde veda etmiş. Romalılar “bir insan ne zaman ölür?” sorusuna “onu en son anan insan öldüğü zaman…” diye yanıt vermiş. Bugün bir Ağustos günü. Ve Turgut Uyar hala ölmedi.

View original post 557 kelime daha

Kahve Yanı Yazıları

uçurtma.

Gözünü açtığında tavanında gördüğü ışık oyunları, güneşli bir günün müjdeleyicisiydi. Başını yastığından kaldırdığında, serin bir Ankara akşamında perdesini çok da düzgün örtmediğini, odasına misafir olan kaçamak güneş ışıklarından anlıyordu. Derin bir nefes çekti içine, henüz yatağındayken; ciğerlerini sonuna kadar doldurdu. Nasıl ki tavanındaki ışık oyunları güneşli bir günün habercisiyse, burnuna gelen lezzetli kokular da keyifli bir kahvaltı masasının habercisiydi.

“uçurtma.” okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

kural.

Sanki her şeyin rengi kaçmıştı sayın okuyucu; herkes ve her şey gibi yılların kendisini yormasına dayanamayıp da her an kendisini bırakacakmış gibi hissetse de yine de ayakta durmayı başaran eski bir komidinin üzerinde, zamanında hiçbir şeye gösterilmeyen bir sabırla biriktirilen kuponlarla alınan 37 ekranlı televizyonun bile… Derinlerden gelen boğuk bir ses, yine türlü dramlarla bezeli televizyon programlarından birinde yine bir kayıp aranıyor ilanını seslendirirken programdaki hengamenin tam aksine ikisi de odanın iki ucunda sessizce oturuyordu. Kuraldır ya; nice gülüşmelere tanık olan duvarlar gün gelir sessizliğe yelken açar; gülüşmeler artık bir eski fotoğraf gibi olur.

“kural.” okumaya devam et