Kahve Yanı Yazıları

kat.

Ankara’ya “üzerine bir şey al, akşam gelirken üşürsün” mevsimi çoktan gelmişti bile sayın okuyucu. Şehrin takriben iki yüz-iki yüz elli metre uzunluktaki bir sokağında çok kısa mesafeler kat ederek bambaşka dünyalara tanık olabileceğin köşelerinden birinde, bir bankta otururken etrafı izliyordu Taner. Kendi kendine düşündü; nereye gidiyordu bunca insan? Nereye yetişiyorlardı acaba bunca hızlı adım ile? Ya da sarmaş dolaş yürüyen çiftler bu kadar mı çok seviyorlardı birbirlerini? Peki ya kafasını yerden kaldırmayanlar? Hepsi de kendi gibi kaldırım çizgilerine basmaktan mı korkuyordu? Eskimiş pantolonunun sol cebinden sigarasını çıkaran Taner diğer cebinde ise bir süre önce hediye aldığı çakmağını ararken bir yandan da önünden geçen dertli adamların zihinlerindeki kaçak katları sayıyordu.

“kat.” okumaya devam et