Kahve Yanı Yazıları

akıntı.

Güneşli bir günde sereserpe uzanmış buldum kendimi. Bir şezlong ya da sıcak kumlar üzerinde değil lakin; bir kaldırım kenarındayım. Gözlerim zar zor araladım. Başım çatlayacakmış gibi ağrıyor. Bu sefer her zamanki gibi zihnimin bana oynadığı oyunlar yüzünden ya da kafamdaki cam kırıkları yüzünden değil ama bu ağrı; öyle olsa ayırt ederdim sayın okuyucu. Buna benzer bir ağrıyı en son babamın yaklaşık 2875692 kere öğütlemesine karşın çocukluğumun geçtiği apartmanın hemen yanıbaşında bir kısrak başı gibi uzanan yokuşun başından sonuna doğru, dört tekerlekli o çok sevdiğim bisikletim ile salınırken, yolculuğumun belediyelerin insanlığa verdiği en güzel hediyelerden olan bir elektrik direği ile pek samimi görüntülerimin gündeme bomba gibi düştüğü o günde hissetmiştim.

“akıntı.” okumaya devam et