Kahve Yanı Yazıları

ödünç.

“Korkuyoruz göz göze gelince Hilmi Bey, korkuyoruz” diye sonlandırdı bir cümleye sığan uzun mu uzun konuşmasını. Sanki şu ömründe ciğerlerini dolduracak son bir nefesi kalmış da tüm söyleyemediklerini o son bir cümleye sığdırmaya çalışır gibi sıralamıştı sözcüklerini. Kalan son bir nefesinden sonra artık zincirlerinden, pişmanlığının kelepçelerinden kurtulmak ister gibiydi. Bilirdi; ne de olsa insan söylediklerinden çok söyleyemediklerinden pişmanlık duyardı. Ve pişmanlığın gölgesinde geçecek zaman onun için özgürlüğünü geri alamamak üzere tanımadığı yüzlere ödünç vermek gibiydi.

“ödünç.” öğesini okumaya devam et

Homo economicus

Ankara Yüksek Teknoloji İhracatında Parlıyor

Bildiğiniz gibi, ihracata dayalı büyüme modelini benimseyen her ülke gibi bizim ülkemizde de salt ihracat artışından ziyade ihracatın niteliğinin artışının ve toplam ihracat içerisinde olabildiğince yüksek teknoloji ihtiva eden ürünlerin yoğunluğunun artırılmasının önemli olduğunu bu satırlardan defalarca paylaştık. Ülkemiz bu konuda rakiplerine göre biraz geride kalmış durumda. Öyle ki, Dünya Bankası verilerine göre dünyada yüksek teknoloji ihracatının toplam ihracata oranı %18,5 seviyelerinde iken ülkemizde ise 2016 yılı sonu itibarıyla bu oran %3,5 seviyesinde gerçekleşti.

“Ankara Yüksek Teknoloji İhracatında Parlıyor” öğesini okumaya devam et

Homo economicus

7 – 11 Ağustos Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?

ABD’de tüketici fiyatları Haziran ayında %1,7 oranında artarken Çin’de Temmuz ayında ihracat %7,2 oranında arttı. Yılın ikinci çeyreğinde Singapur ekonomisi %2,9 oranında, Hong Kong ekonomisi ise %3,8 oranında büyüdü.

İçeride ise cari işlemler açığı 3,76 milyar dolar olurken yılın ilk yarısında cari açık 20,77 milyar dolar oldu. Sanayi üretimi Haziran ayında bir önceki aya göre %0,4 oranında azalırken bir önceki yılın aynı ayına göre ise %3,4 oranında arttı.

“7 – 11 Ağustos Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?” öğesini okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

baloncuk.

“Şu musluğu tamir etmeliydim” diyerek uyandı, huzursuz düşlerle bezeli uykusundan. Geceden beri yorulmadan tüm odayı çınlatan su damlaları sonunda uykusundan etmeyi de başarmıştı işte. Gözlerini açıp da diktiği tavandan sarkan avize düşerse hemen mi veda ederim bu hayata diye içinden geçirirken odası, hafifçe esen rüzgarın perdeyi aralamasıyla beraber bir anlığına gün ışığı ile doldu. Kaç saattir uyuduğu hakkında hiçbir fikri yoktu ki sadece bir fikre değil saatine uzanacak mecale de sahip değildi. Midesinin gurultusu çalar saatinin sesinin yerini almıştı. Midesi yiyecek bir şeyler isterken kulakları ise hala ısrarla tüm evi çınlatan su damlalarından başka bir sesi duymayı diledi.

“baloncuk.” öğesini okumaya devam et

Homo economicus

Dış Ticarette Tedricen Toparlanma

Bir ayın daha ilk günlerini yaşarken geride bıraktığımız aya ilişkin dış ticaret istatistiklerini de değerlendirme şansı buluyoruz. Henüz biten Temmuz ayına ilişkin olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu geçici istatistiklerine göre Temmuz ayında geçtiğimiz yılın Temmuz ayına göre ihracat %28,7 oranında artarken ithalat ise aynı dönemde %45,8 oranında artış gösterdi ve bunun sonucunda dış ticaret açığı %80,4 oranında genişledi.

“Dış Ticarette Tedricen Toparlanma” öğesini okumaya devam et

Homo economicus

31 Temmuz – 4 Ağustos Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?

ABD’de Temmuz ayında tarım dışı istihdam 209 bin kişi artarken işsizlik oranı ise %4,3 seviyesinde kaldı. Avro Bölgesi ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde çeyreklik bazda %0,6 oranında büyürken yıllık bazda ise %2,1 oranında büyüdü. Güney Kore’de ise Temmuz ayı ihrcatı %19,5 oranında artış gösterdi.

İçeride ise Temmuz ayı ihracatı %28,7 oranında artış gösterirken Temmuz ayı enflasyon oranı ise %9,79 ile yeniden tek haneye geriledi. Haziran ayı itibarıyla ülkemize gelen turist sayısında ise %36,5 oranında iyileşme gözlemlendi.

“31 Temmuz – 4 Ağustos Haftasında Ekonomide Ne Oldu Ne Bitti?” öğesini okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

görev.

Bir önceki günün bitmeden bir sonrakine bağlandığı bazı sabahlarda, şehrin nüfusunun yalnızca yaklaşık yüzde 0,1’i (bilirsin ki sayın okuyucu, biz ekonomistler sayılarla, oranlarla konuşmaya bayılırız) yatağından kazınma savaşından galip gelmek üzereyken, serin bir esinti iç ürperten bir şekilde balkonuma misafir olurken ve gökyüzü mavinin elli tonunu insanoğlunun gözlerinin hizmetine sunarken görev başına geçip de taze demlenmiş kahvesinin eşliğinde defterine bir şeyler karalayan sadece ben olmuyorum sayın okuyucu.

“görev.” öğesini okumaya devam et