Homo economicus

2018 Konutta Nasıl Geçti?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), geride bıraktığımız haftada 2018 yılı Aralık ayıyla beraber yılın tamamına yönelik Konut Satış İstatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. İlgilenen okuyucularımız hatırlayacaklardır, özellikle 2018 senesi süresince bulutlu bir hava çizen konut sektörüne ilişkin değerlendirmelerimizi bu satırlardan sizlerle paylaşmıştı 2017 yılında yıllık bazda %5,1 artan ülke genelindeki konut satışları 2018 yılını ise bir önceki yıla kıyasla %2,4 azalışla tamamladı.

“2018 Konutta Nasıl Geçti?” okumaya devam et

Homo economicus

26 = 3,5 Milyar

Sözlük tanımıyla ekonomik eşitsizlik, bireylerin, ülkelerin ya da bir popülasyonu oluşturan farklı grupların arasındaki ekonomik refah farklılığı olarak ifade edilebilir. Kaynak, gelir, servet vb. gibi unsurlar kapsamında söz konusu farklı grupların arasındaki eşitsizliği düşünebileceğimiz gibi hepimiz tarafından bilinen gerçekler –maalesef ki– sorunun çözümü noktasında bir şeyler yapmak için gerekli motivasyonu sağlamıyor.

“26 = 3,5 Milyar” okumaya devam et

Homo economicus

Gelirin Yaklaşık Üçte Biri İstanbul’un

Türkiye ekonomisi gayet sıkıntılı geçen bir 2016 yılının arından 2017 yılında gerek üçüncü çeyrek gerekse de yıl sonu itibarıyla dünyanın en hızlı büyüyen ülkeler arasına ismini yazdırmıştı. 2017 yılının üçüncü çeyreğinde %11,5 büyüyen Türkiye ekonomisi yılın tamamını ise %7,4’lük büyümeyle tamamlamıştı.

“Gelirin Yaklaşık Üçte Biri İstanbul’un” okumaya devam et

Homo economicus

Olmadık İşler

Geride bıraktığımız yılın hemen ilk aylarında, ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) çelik ve alüminyum üzerinde ilave gümrük vergileri koymasıyla başlamıştı hikaye. Hemen ardından ise Çin, Avrupa Birliği gibi birçok önemli ve büyük ekonomik aktörün de oyuna girmesiyle ‘dalaşma’ hallerinden ‘savaş’ hallerine dönen küresel ticaretteki adımlar ve gelişmeler, sonunda etkilerini iyiden iyiye göstermeye başladı.

“Olmadık İşler” okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

alo.

“Eninde sonunda gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. Yoksa yakamızdan düşmezler. Karanlıkta, duvar diplerinde kırmızı gözleriyle bizi izlemeye devam ederler. Kocaman bıçaklarla arkamızdan sinsice yürürler. Canavarı öldürmek için onunla tanuşmak gerekir.”** Kucağımdan düşüp de parkenin üzerinde yuvarlanarak benden bir hayli uzaklaşmış kurşun kalemime uzanıp altını çizdim bu satırların. Altını çizmekten kanattığım satırlara yenilerini ekledim.

“alo.” okumaya devam et