Kahve Yanı Yazıları

1 Kilo Kamyon Mu Ağır 1 Kilo Uçak Mı?

Uzun yıllardır cevabı türlü değişik örneklerle tartışılan, iki farklı cevabının da bir şekilde kanıtlanabildiği bir sorudur bir kilo demirin mi ağır yoksa bir kilo pamuğun mu ağır olduğu. Pek de hâkim olmadığım bir alan olan Fizik’teki birçok kural ve teorem aracılığıyla bazı anlarda demirin, bazı anlarda ise pamuğun ağır olduğu ifade edilmiş; soruyu bir Kayseriliye sorduğumuzda ise “alırken mi satarken mi?” cevabını duymuştuk. İşte bu haftaki buluşmamızın başlığına ise bu tartışma isim veriyor, bu sefer soruyu ve inceleme alanını birazcık değiştirerek.

Ülkeler, özellikle de Güneydoğu Asya ülkeleri, 21. yüzyılın sonlarında benimsedikleri ihracata dayalı büyüme modeli ile yüksek ihracat artış oranları ile yüksek büyüme oranlarına sahip olmayı başardılar. Öyle ki, ülkemiz de yürüttüğü ihracata dayalı büyüme modeli ile hızlı büyüme patikasına girdi. Bir ülkede ihracat artışı, kaynak dağılımında etkinliği, daha yüksek kapasite kullanımını, yeni teknolojilerin kullanım imkanının artışını ve döviz gelirlerinde artışı sağladığı için verimlilik artışı ile çıktıda büyümeyi de beraberinde getiriyor. Dolayısıyla ihracat artışı ile büyüme oranı arasındaki güçlü pozitif ilişki de tam olarak bu patikadan kaynaklanıyor.

Aşağıdaki grafikte, ülkemiz için 1980-2015 döneminde ihracat artışı ile büyüme arasındaki ilişki yer alıyor. Grafiğin yatay ekseninde ihracat artış oranlarımız varken dikey eksende ise büyüme oranlarımız var. Grafiğin anlattığı ise basit: İhracat artışı yüksek büyümeyi de beraberinde getiriyor.

Şekil 1: 1980-2015 Döneminde Ülkemizde İhracat ile Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki

şekil1.png
Kaynak: TÜİK, Yazarın hesaplamaları.

İhracat artışı ekonomiyi olumlu yönde etkiliyor ancak her şeyin olduğu gibi bu ilişkinin de bir doygunluk noktası var. İhracatın artışı tek başına etki edemeyecek doygunluğa ulaştığında bu sefer görevi ihracat niteliği ile kalitesinin artışına bırakıyor ki ihracat niteliğinin artırılması artık ülkelerin üzerinde rekabet ettiği en önemli konulardan birisi haline geldi. İhracat ürünlerinin nitelik ve kalite düzeyleri, o ürünü ihraç eden ülkenin gelişmişliği ile belirlendiği gibi söz konusu ürünlerin nitelik ve kalite düzeylerini iyileştirmek de ülkenin daha gelişmiş ve rekabetçi bir konuma ulaşmasını sağlıyor.

2013 yılının Temmuz ayında yayınlanan İktisat ve Toplum Dergisi’nin 33-34. sayısında yer alan “Müzik Aletini Biz Üretiyoruz Başkası Çalıyor” başlıklı yazımda yüksek nitelikli ürün üretimi ve ihracatında gelişime ihtiyacımız olduğunu ifade etmiştim. Yazıda, yüksek nitelikli ihraç ürünü sınıfında bulunan müzik notalarının diğer ülkeler tarafından ihraç edildiği; buna karşın daha düşük nitelikli ihraç ürünü sınıfında bulunan telli müzik aletlerinin ülkemizin ihracat niteliği seviyesinde olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında, ülkelerin ihracat niteliğini inceleyen çalışmalarda, rekabet içinde olduğumuz Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan gibi ülkelerin gerisinde kaldığımız ifade edilmiştir.

İhracat niteliğinin değerlendirilmesinde kullanılan farklı bir yöntem ise ülkelerin kilogram başına ihracat değerlerinin karşılaştırılması olarak dikkat çekmektedir. Aynı sınıflamaya sahip ürünlerin kilogram başına ihracatlarında hangi ülkenin dolar cinsinden daha fazla kazandığı, o ülkenin o ürünü daha kaliteli bir şekilde ürettiği ve ihraç edebildiğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Bundan hareketle, Birleşmiş Milletler’in uluslararası ticaret konusunda bir hayli gelişmiş Veritabanı UN COMTRADE’den edindiğim verilerle yaptığım değerlendirmeyi sizlerle paylaşmak isterim. Ülkelerin 2000-2015 yılları arasındaki dönemde, yapmış oldukları ihracatın Amerikan doları cinsinden nominal değeri ile kilogram bazında miktar değeri ele alındığında, kilogram başına düşen ihracat, yani diğer bir deyişle birim ihracat değerleri oluşturulabiliyor. Şüphesiz, nominal değerler ile çalışmak, yıllar itibarıyla gerek ülkelerin kendilerindeki gerekse de küresel fiyat değişimlerini de dikkate almak demek. Dolayısıyla, değerler reelleştirildiğinde, yani fiyat değişimlerinden ayrıştırıldığında, daha sağlıklı değerlerin elde edileceğini düşünsem de yıllar itibarıyla trendin çok fazla değişiklik göstermeyeceğini öngörüyorum. Dolayısıyla, reel birim ihracat değeri de bir başka çalışmanın konusu olsun.

Ülkemizin kilogram başına ihracatına baktığımızda 2000 yılına göre gözle görülür bir iyileşme söz konusu olsa da 2006-2015 yılları arasındaki dokuz yıllık dönemde 1,5 dolar civarında bir debelenme de göze çarpıyor. 2000 yılında kilogram başına 81 cent ihracat yapan ülkemiz 2015 yılı sonu itibarıyla kilogram başına 1,46 dolar kazanıyor. Diğer bir deyişle, 16 yıllık dönemde birim başına ihracat değerimizi 1,8 kat artırmışız.

Ancak giderek daha çetin bir hal alan rekabet koşulları bu 1,8 katlık artışı yetersiz duruma getirmiş durumda. Öyle ki, 2000 yılında neredeyse aynı düzeyde birim ihracat sahip ve görece daha rekabet edebilir durumda olduğumuz bazı Avrupa ülkelerinin birim ihracat değerleri söz konusu dönemde bizden daha hızlı bir şekilde artmış. Aşağıdaki grafikte Türkiye, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Polonya’nın 2000-2015 yılları arasındaki dönemde Amerikan Doları cinsinden kilogram başına ihracat değerleri var.

2000 yılında bu dört ülke arasında lider olan ülkemiz 2015 yılında ne yazık ki sonucu sıraya geriliyor.

Şekil 2: Seçilmiş Ülkelerde 2000-2015 Döneminde Dolar Cinsinden Kilogram Başına İhracat Değerleri

sekil2

Kaynak: UN COMTRADE, Yazarın hesaplamaları.

Ülkelerin birim ihracat değerleri ilerleye dönemde dış ticarette aslında ne yapmamız gerektiğinin de bir göstergesi niteliğinde. Kilogram başına düşen ihracat değeri, yazılım ihracatıyla ünlenen Hong Kong’da 22 dolar, yüksek nitelikli sınıfa giren ürünlerin ihracatını yapan İsviçre’de 17 dolar, yine nitelikli ürünleriyle her zaman dikkat çeken Japonya ve Almanya’da 3,5 dolar, Güney Kore’de 2,7 dolar seviyelerinde. Dışardaki ihracatçı bir kilo uçak ile 3,5 dolar kazanırken biz bir kilo kamyon ile 1,5 doları zor kazanıyoruz.

Daha önceki çalışmalarımda da birçok kez dile getirdiğim gibi, değişen dünya düzeninde rekabetçilik kazanmak için gerekenlerden birisi de yüksek nitelikli ürün üretimi ve ihracatının başarılması. Bunun için AR-GE ve inovasyon faaliyetlerine daha fazla önem göstermemiz gerekiyor.

Tüm değerli okuyucularımıza güzel bir hafta diliyorum.

Bu yazı 21 Ekim 2016 tarihinde HaberAnkara‘da yayınlanmıştır.

quality.gif

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s