Kahve Yanı Yazıları

çizgi.

Belli ki üzülmüş, sevinmiş, sevmiş, sevilmiş bizim Halil Abi. Belli ki bu hayatta heyecanlanmış. Kah güzel şeylere heyecanlanmış, kah felaket görerek heyecanlanmış. Kah garip durumlara şaşırmış, kah beklemediği zamanlarda beklemediği şeyler yaşandığına şaşırmış. Bunların hepsi insanın yüzüne yansır sayın okuyucu. Yaşanmışlıklar bir insanın yüzüne vurur. Bunları yapmayanın yüzünde hiçbir ifade bulunmaz. Peki bunları yapanın? Bunları yapanın yüzündeki her bir çizgi tek başına bir hikaye anlatır bize.

“çizgi.” okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

sarmaşık.

Şehir sıkıştırması diye bir şey var sayın okuyucu. Hani o artık saklandığın köşelerin o kadar da keyif vermediği, şehrin yüksek binalarının başlarını eğip de üstüne üstüne geldiği, her sabah uyanınca zihninde uyanan ilk cümlenin “tebdil-i mekanda ferahlık vardır” olduğu zamanlar… Kendimi düşük hissettiğimde rengini değiştirecek kadar uzun bir saçım yoktu belki ama şehir değiştirmenin iyi geleceği fikri beynimi bir fare gibi kemirmeye çoktan başlamıştı bile.

“sarmaşık.” okumaya devam et

Kahve Yanı Yazıları

toplantı.

Gözümü açtığımda henüz gün doğmamıştı. Aslında günün en güzel vakitleriydi bunlar gün batımlarıyla birlikte lakin uzun zamandır günün bu zamanlarından da keyif alamıyordum. Tıpkı uzun zamandır yazamadığım gibi… Şimdi düşüncelerden uyanıp da kendime geldiğimde ‘ne düşüyordum ki acaba?’ diye düşünmeye başladığım zamanlardayım. Ah! Telefonumun alarmı çalıyor. Yetişmem gereken bir toplantı ve bugün de kurtarmam gereken bir dünya var sayın okuyucu.

“toplantı.” okumaya devam et