Kahve Yanı Yazıları

MMXIX.

Asıldık küreklere, teknelerimizle akıntıya karşı ilerlemeyi durmaksızın sürdürdük geride kalan bir yıl boyunca…

Zihnimizi sürekli örseleyen ‘meseleleri’ kelimelerden medet umarak kayda geçirmeye çalıştık; ancak böyle yaparak üstesinden gelebileceğimizi düşündük. Bazen de Süleyman Demirel’in söylediği gibi ortada mesele kalmaması için meseleleri mesele etmemeyi tercih ettik.

Sait Faik’in “Yazmasam çıldıracaktım” demesi gibi, yazmayı da, yazdıklarını sahneye koymayı da insanı çıldırmaktan alıkoyan bir terapi eyledik kendimize. Sonuçta insan için zihnindekini sanata dönüştürmek bir insan için nihai çözüm olmasa da bir direniştir.

İnsanlarla arasına uzaklıklar serpiştiriyor insan sayın okuyucu, kötülüklerden korunmak için. Yalnızlığın tercih edilenine sarılıyor büyük bir hevesle. İşte tam da bu sırada, ‘günaydın’lar, ‘#sunset’ler, ‘pazar sabahı erken uyananlar kulübü’, ağaç gölgeleri, göl kenarları, ‘me time’lar imdada yetişiyor.; tercih edilmiş yalnızlığın insanın kendi kendisine yetebilmesinin bir göstergesi olduğunu göstermek için… Kendine bir cam edinebilmiş, zırhını üzerinde taşımayan herkes, an gelip de kendini iyi hissetmek için kaçağı ini iyi bilir bu hayatta. Neyin sevileceğini bir onu sevenlerin göreceği Ankara’da ne zaman hangi ine kaçacağımızı iyi bildik.

İyi bildiklerimiz sadece kaçacağımız inler değil, maalesef ebediyen yolcu ettiğimiz insanlar da oldu.

Ailenden, odandan, yatağından çok uzakta bir gece yarısı uyanıp; keyifle yudumladığın bir kahvenin, özgürce attığın adımların, huzurla izlediğin bir gün doğumunun ne denli kıymetli olduğunu fark ettik.

İyiliğin bir işe yaramadığı dönüm noktalarına rağmen iyi olabilmenin çaba gerektirdiğini bir kez daha hatırladık. Çünkü hiçbir şey yapmadan, bir çırpıda kötü olunabiliyorken iyilik mesai gerektirir. Ne de olsa insan iyi değildir, iyi olmayı seçen ve bunun için emek veren insan iyidir.

Başka dünyaların hayali düştü aklımıza, başka türlü sevmelerin. Başka kaldırımlar da var dedik, başka türlü yolların dönemeçleri… Hiç görmediğimiz bir şehrin yağmurlarında ıslanarak yaşamaya tam ortasından yeniden başladık. Büyük galibiyetler elde ettik: bir şehrin ortasında denizle kavuşmaktan, köprüleri yıkmadan geçmekten, ormanın nefesini ciğerlere çekmekten daha büyük bir galibiyet olur mu sayın okuyucu? Yenilendik.

En keyifli yolculuklarımız da kendi içimize yapılanlar oldu: keşfedilen yeni yerlerin, duyguların, insanların ve coğrafyaların olduğu yolculuklar…

Şimdi anlatmak istediklerimizi kafamızda sıralama, hatta yeniden kurma zamanı. Nefesimiz zorlansa da ciğerin kendini en çabuk onaran organ olduğunu, yokuşlara alışkın olduğumuzu unutmadan yürümeye devam etme zamanı.

Buraya umutlu günler koyuyorum sayın 2020.

Yıl boyunca beraber uzanacağımız, gülümsedikçe yaşadığımızı, yaşadıkça güçlendiğimizi fark edeceğimiz, seninle beraber gelecek umutlu günler.

Safalar getiriyorsun…


2019.jpg

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s