Homo economicus

Doğal Kaynak Her Şeyi Halleder Mi?

Hepimizin takip ettiği gibi petrol fiyatları 2014 yılının ortalarından itibaren keskin bir düşüş eğilimine girdi ve son dönemlerde 11 yıl önceki fiyatlarına denk seviyelerde işlem görmekte. Öyle ki, Brent petrolün varil fiyatı bugün itibarıyla 37 dolardan işlem görürken bu seviye en son 9 Temmuz 2004 tarihinde görülmüş.

Grafik: Brent Petrolün Varil Fiyatı ($)

brent

Kaynak: Thomson Reuters.

WTI petrol fiyatı ise Brent petrole benzer bir eğilim izlemiş ve bugün itibarıyla o da 37 dolardan işlem görüyor. WTI petrolünün varil fiyatı 5 Mart 2004 tarihinde de 37 dolar seviyelerindeydi (Brent ile WTI petrollerinin varil fiyatlarının bu denli birbirine yakınlaşması, başka bir çalışmanın konusu olarak değerlendirilecektir).

Grafik: WTI Petrolün Varil Fiyatı ($)

wti

Kaynak: Thomson Reuters.

Petrol fiyatlarının bu denli düşmesi, bizim gibi petrol ithalatçısı ülkeler için bir fırsat olmakla beraber petrol ihracatçısı ülkeler için ise bir sıkıntı kaynağı. Son günlerini yaşadığımız 2015 yılının başlarında, yıl içerisinde petrol fiyatlarının düşük seviyelerde kalması halinde ülke gelirleri içerisinde petrol gelirlerinin yoğunlukta olduğu ülkelerin ekonomik sıkıntılar ile başa çıkmaya çalışmasının bir hayli olası beklentisi vardı. Nitekim öyle de oldu.

2014 yılında gelirlerinin %89 gibi büyük bir oranı petrol kaynaklı olan Suudi Arabistan, 2014 yılı başından bu yana %186 oranında, bu yılın başından itibaren ise %57 oranında düşen petrol fiyatları nedeniyle 2015 yılında rekor bir düzeyde, 98 milyar dolar bütçe açığı verdi. BBC’nin haberine göre Suudi Arabistan’da 2014 yılı için gelirler tahminlerin yüzde 42, 2015 yılı içinse yüzde 15 altında gerçekleşti (Suudi Arabistan’da Rekor Bütçe Açığı, BBC Türkçe).

Bu gelişmenin hemen ardından Suudi Arabistan’da uzunca bir aradan sonra benzine zam yapılırken Krallık yönetimi bir dizi kemer sıkma önlemine başvurdu. Kral Salman bin Abdülaziz başkanlığındaki Bakanlar Konseyi, devlet teşviklerinde de bir dizi değişiklik kararı aldı. Sübvansiyonlardaki değişikliklerin özellikle dizel, kerosen, elektrik ve su fiyatlarına yansıyacağı belirtiliyor. Suudi yönetimi harcamaları azaltıp petrol dışındaki sektörlerden gelirleri artırmayı hedefliyor. Bu bağlamda meşrubat ve tütün ürünlerine uygulanan vergiler artırılacak. Hükümet ayrıca çeşitli branşlarda özelleştirmeleri de içeren yapısal reformlar planlıyor (Suudi Arabistan Kemer Sıkıyor, Deutsche Welle).

Suudi Arabistan’ın yanında Rusya’daki gelişmeleri de hepimiz yakından takip ediyoruz. Siyasi karışıklıklar, ticari istikrarsızlık bir yana, 2015 yılındaki doğal kaynak fiyatlarındaki aşağı yönlü eğilim Rus ekonomisini de yakından etkiledi.

Bütün bu gelişmeler akıllara diğer ülkeleri de getiriyor. Petrol ve doğal gaz başta olmak üzere doğal kaynakların bütçe gelirleri ve ekonominin diğer dinamikleri üzerindeki yoğunluğu fazla olan ülkelerde hikâye aynı mı olacak? Doğal kaynak sahibi şanslı ülkelerde ekonomide çarklar aynı şekilde mi dönüyor?

Mahfi Eğilmez Hoca 29 Aralık’ta yazdığı yazısında bu konuya değinmiş (Eğilmez, 2015). Dünya petrol rezervinin yüzde 16’sına sahip Suudi Arabistan ile günde 2 milyar varile yakın üretim yapan Norveç ekonomilerini karşılaştıran Mahfi Hoca, ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. Farklı miktarlarda olsa da aynı doğal kaynaklara sahip bu iki ekonominin 2015 yılı görünümüne göz atıldığında, Norveç’in Suudi Arabistan’dan 3,8 kat daha fazla kişi başına gelire sahip olduğu görülürken Suudi Arabistan’ın cari açık, Norveç’in ise cari fazla verdiği görülüyor. Mahfi Hoca analizini şöyle bitiriyor: “Suudi Arabistan da krallık Norveç de. İkisi de petrolün nimetlerinden yararlanıyor. Birisi günü kurtaracak şekilde yaşıyor, öteki geleceğe refah aktarmayı amaçlıyor.” (Ayrıntılı analiz ve karşılaştırma tablosu için: Norveç ve Suudi Arabistan Karşılaştırması)

Literatürde ilk kez Auty (1993) tarafından ortaya konulan ve “resource curse (kaynak laneti)” olarak adlandırılan kavram; ilk bakışta doğal kaynak bakımından zengin olan ülkelerin diğer ülkelere kıyasla daha iyi ekonomik performans göstereceği beklense de aslında bu ülkelerin ekonomik gelişme ve kalkınma göstergeleri açısından daha kötü performansa sahip olduklarını ortaya koyuyor. Hupmhreys vd. (2007) de paradoksal olarak doğal kaynak keşfine dayalı zenginlik ve fırsatların aslında dengeli ve sürdürülebilir bir gelişme patikasını zorlaştıran unsurlar olduğunu ifade ediyor.

Bu çerçevede, akla ilk olarak Asya Kaplanları geliyor. İhracata dayalı büyüme modelleri ve yüksek katma değerli üretim kapasiteleri ile beraber yüksek büyüme oranları kaydeden Hong Kong, Güney Kore, Singapur, Tayvan gibi ülkeler aslında doğal kaynaklar olmadan da ekonomik büyümenin sağlanabileceğinin birer göstergeleri.

Bir de kalkınma konusu var tabi ki. Günümüzde “gelişim”, sadece ekonomik büyüklükler ile değil toplumun her kesiminin kalkınmayı hissedebilmesi ile de ölçülüyor. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler’in her yıl hazırladığı İnsani Gelişme Endeksi bize yardımcı oluyor.

Aşağıdaki tablolarda petrol rezervlerine sahip olmada en üstte yer alan ülkelerin insani gelişme ve cinsiyet eşitsizliği konularındaki performanslarına değineceğiz ve petrolün (doğal kaynakların) aslında her şeye çözüm olup olmayacağını inceleyeceğiz.

tablo1Kaynak: IEA, UN.

İlk tabloda durum şu: Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre dünyada en fazla petrol rezervine sahip ülkeler İnsani Gelişme Endeksi’nde ise aynı başarılı performansı gösterememişler. Rezerv sıralamasında ilk 20’de yer alan ülkelerden sadece ABD ve Kanada, İnsani Gelişme Endeksi’nde tek haneli sıralamaya sahip.

tablo2Kaynak: IEA, UN.

İkinci tablo ise bizi şunu anlatıyor: İnsani Gelişme Endeksi’nde üst sıralarda yer alan ülkeler aslında doğal kaynaklara sahip olma açısından o kadar da şanslı değiller.

tablo3

Kaynak: IEA, UN.

Yukarıdaki tabloda ise dünyada en çok petrol rezervine sahip ülkelerin cinsiyet eşitsizliği performansları gösteriliyor. Tablodan da görülebileceği üzere, petrol açısından zengin ülkeler cinsiyet eşitliği konusunda ise aynı başarıya sahip değiller. Tabloda Norveç, cinsiyet eşitsizliğinin en az olduğu ülke olarak dikkat çekiyor. Buna ek olarak cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda en başarılı ülkeler petrol rezervleri açısından ise o kadar şanslı değiller. Cinsiyet eşitliğinde üst sırada yer alan Almanya petrol rezervinde 63., ikinci sıradaki Danimarka 37. ve üçüncü sırada yer alan Avusturya ise 44. Sırada yer alıyor.

Ezcümle, mesele sahip olunan zenginliklerin nasıl değerlendirilmesiyle alakalı. Bu durum, bireylerde de böyle, ülkelerde de böyle. Bireyler de sahip oldukları zenginlikleri har vurup harman savururlarsa daha iyi bir düzeye ulaşamıyorlar, ülkeler de…

Not: Tablolarda, her iki değişken için de verisi olan ülkelere yer verildiğinden olayı sıralamalarda farklılıklar görülebilir. 

 

İlk görsel: quiet-environmentalist.com/

Reklamlar

Doğal Kaynak Her Şeyi Halleder Mi?” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s