Kahve Yanı Yazıları

çilamuri.

Bugün tam 11 yıl oldu. Bazı insanlar ile hiç tanışmazsın lakin her fotoğrafını gördüğünde, her sesini duyduğunda sanki aileden biriymiş gibi hissedersin. Arada bir enerji vardır, görünmez. Aynı şeyleri, aynı şekilde hissedebildiğini düşünürsün. Bunun uzaktan uzağa nasıl olabileceğine kafa yorar durursun, bulamazsın. Öyle iyi gelir ki onların varlığı, görüntüsü, sesi… Çünkü iyi insanlardır onlar. Ve iyi insanların nasıl da hemencecik o yola çıktıklarına aklın ermez; sadece kalbin acır. Mekanın cennet olsun.

2004’ün güz aylarına denk geliyor Kazım Abi’nin sesi ile tanışmam. Geçtiğimiz yüzyılın son yıllarında yolu üniversite için Trabzon’a düşen abimin yanına gelip gittikçe aslında duyduğum ama kime ait olduğunu bilemediğim o sesin anlamını 2004 yılında çözdüm. Yukarıda da dedim ya, görünmez bir enerji ile devam etti tanışıklığımız. Kan çekmiş bir kere, hemşom benim! 2005 yılında o zamanlar dans ettiğim topluluğun sene sonu temsilinde iki şarkısıyla sahne aldık; birkaç hafta sonra da kötü haberi aldık. Ne kadar da kısa sürmüştü tanışıklığımız. Ama asıl yeni başlıyormuşuz.

Hep bahsederim sana sayın okuyucu. Küçücük bir salonda, 15 kişiden oluşan çalışmalarla doğan, bugün ise salona sığmayan seyircisiyle beşinci büyük temsilini veren hale gelen o ‘kocaman aile’nin ilk göz ağrısı; aşk-ı hayat. Eminim ki sadece benim için değil o anda gerek sahnenin benim tarafımda gerekse de diğer tarafında bulunan onlarca kişi için derin anlamlara sahip bir temsilin finalini Kazım Abi’yi anarak yapmıştık; Denizde Karartı Var ile. O gün bugündür şiar bellediğimiz söz de bu türkünün finalindedir: “güzeller çok var ama meyil birine olur.”

Hastalığını haber aldığında “varlığınız ve sevginiz ilaç gibi, hatta daha fazlası, daha iyileştirici; sağ olun. İçinizi rahat tutun. yüzde yetmiş-seksen ilaçlar yardımcı olacak ama geri kalan zaten bende var; sizler ve sevginiz, inancınız.” diye yaşama sevincini paylaşan, ölümünden bir hafta öncesine kadar hastanede lösemili çocuklarla gitar çalıp şarkılar söyleyen, etrafta birileri tarafından keşfedildiğini gördükçe içinde daha çok sevilip özlenen birisi aramızdan ayrılalı 11 yıl oldu. En acısını da şöyle yazmışlar, onu sevenler: “Onkoloji hastanelerinin önünde her Karadeniz plaka veya Trabzonspor flamalı araba görüldüğünde hala ‘Ah be Kazım..’ diye anılıyor olması…

Bir zamanların meşhur dizisi Gülbeyaz’da bir sahne vardır: Kazım Abi ve arkadaşları kıyada bir şeyler çalarken Kadir (Nejat İşler) yanlarına gelir, hiçbir şey söylemeden onları dinler, arkasını dönüp gider. O sırada oturanlardan biri: “Kazım Abi, ha bunun bir derdi var herhalde.” der; o da cevap verir: “Ben anladım onun derdini.” Sonra da beraber Karşıya Çifte Çamlar çalmaya başlarlar. Bir gitar, bir kemençe, bir de tulum sizi buradan alır, bambaşka bir yere götürür.

Bugün 11 yıl oldu. Karadeniz’in o birden deliren halleri gibi özlemi gecenin ortasında bir anda akla düşen, özlendikçe daha da büyüyen bir hayale benzeyen; sesinin insanın içini memleketin o güzel havasıyla dolduran, iyiliği bütün insanlığa tüm kalbiyle dileyen birisi aramızdan ayrılalı 11 yıl oldu. Ama o dünyada bir yerlerde hala; biliyoruz.

Hey gidi Kazım Abi, sen anlıyorsun değil mi bizim derdimizi…

*çilamuri: Laz. gözyaşı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s