Homo economicus

Sürdürülebilir Dünya

Daha önce bu satırlardan da zikrettiğimiz “sürdürülebilirlik” kavramı, bir hususun nesiller arası eşit ve adaletli paylaşım da esas alınarak kaynakların mümkün olan en etkin ve en kapsamlı şekilde kullanılmasını içeriyor.

Şimdi bu tanımda birçok farklı terimi bir arada kullandık. Gelin şimdi bütün bunlara ayrı ayrı eğilerek sürdürülebilirlik kavramının derinlerine inelim ve ülkelerin sürdürülebilir ekonomik kalkınma görünümlerine şöyle bir göz atalım.

Sürdürülebilirlik en başta etkinliği esas alıyor. Biz iktisatçılar etkinliğini, belirli kısıtlar altında ulaşmak istediğimiz hedefe en uygun yoldan ulaşabilmek olarak tanımlayabiliyoruz. Etkinlik ve etkililik kavramları ve bu kavramların arasındaki farklar benim de aralarında bulunduğum birçok kişinin daha önceden girdiği mülakatlarda düşündürücü sorulardan birisi olmuştur. Literatürdeki birçok araştırma, etkinlik kavramını doğru işi doğru şekilde yapma olarak tanımlarken biraz da açmak gerekirse elimizde kaynakların belirlediğimiz hedef doğrultusunda en uygun şekilde kullanılması şeklinde de tanımlamamız mümkün. Dolayısıyla, sürdürülebilirlik hedefimize giderken cebimize koyacağımız birinci şey etkinlik.

Kaynakların etkinliğinin yanında kapsamlı olması da sürdürülebilirliğin esasını oluşturuyor. Yine bu satırların temasını oluşturan ekonomi biliminden yola çıkarsak; bir hedef doğrultusunda kullandığımız kaynakların her birinin o yolda etkin olarak kullanımının sağlanması gerekiyor. Fazla mı teorik ve kafa karıştırıcı oldu? O zaman şöyle açıklayayım: bir süredir bilim insanlarının çırpınışlarına bizlerin de değişen iklim koşulları, yaşanan afetler vs. gibi faktörlerle katıldığımız küresel ısınmaya sebep olan “kahverengi ekonomiler”; -yani fosil yakıtların üretime esas teşkil ettiği- üretimi hedeflerine koyarken çevresel etmenleri göz ardı etmişti. Bugün geldiğimiz noktada, yüksek gelirli, medeni, refah içerisinde; ancak yaşam kalitesinden uzaklaşmış, çevresel unsurların bir sonraki nesiller düşünülmeden hoyratça kullanıldığı toplumlardan bahseder olduk.

Daha önce yine bu satırlardan ülkelerin sürdürülebilir kalkınmaya giden yolda ilk önce şehirlerin sürdürülebilir kalkınmalarını gerçekleştirmeleri gerektiğini, sürdürülebilir kalkınmaya giden yolun şehirlerden geçtiğini paylaşmıştım sizinle. Öyle ki, şehirlerin sürdürülebilirliği üzerine yapılan çalışmalar, insanı, dünyamızı ve şehirlerin ekonomik vizyonunu birlikte değerlendirerek sosyal, çevresel ve ekonomik unsurların tamamını aynı potada eritiyor.

Yine bu çalışmalara benzer bir çalışma da Boston Consulting Group tarafından “Sürdürülebilir Ekonomik Kalkınma Değerlendirmesi” (SEDA) başlığıyla yayımlandı. 2014 yılından bu yana belirli unsurlar çerçevesinde ülkelerin refahını ve sürdürülebilir kalkınma düzeylerini ölçmeyi amaçlayan çalışma; çevre kalitesi, gelir dağılımı, sivil toplum, hükümetin etkinliği, gelir, istihdam, sağlık vb. gibi hem sosyal hem çevresel hem de ekonomik birçok unsuru değerlendirmeye dâhil ediyor.

Çalışma temel olarak 152 ülkeyi değerlendirmesine dahil ederken bu ülkelerin farklı unsurlar ışığında değerlendirilen sürdürülebilir kalkınma performanslarını 0 ila 100 arasında bir puantaj içerisinde sıralıyor. Çalışmanın detaylı sonuçlarına Boston Consulting Group’un internet sitesinden ulaşmak mümkün ancak genel bir değerlendirmeye bu satırlardan yer verelim.

BCG’nin  yapmış olduğu Sürdürülebilir Ekonomik Kalkınma Değerlendirmesi’ne göre sürdürülebilir ekonomik kalkınma sıralamasında ilk sırada yer alan ülke Norveç olurken Norveç’i sırasıyla İsviçre, İzlanda, Lüksemburg ve Danimarka izledi. İskandinavların ve Norveç’in bu başarılı performansını biz sürdürülebilir şehirler sıralamasında da görmüştük. O listede de ilk beşte yer alan Zürih ve Stockholm dikkat çekmişti. Ülkemiz söz konusu çalışmada yer alan 152 ülke arasında 53,3 puan ile kendisine 63. sırada yer bulabildi. Listenin son sıralarında ise sırasıyla Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad ve Yemen yer alıyor.

ŞEKİL 1: BCG’nin Yapmış Olduğu Sürdürülebilir Ekonomik Kalkınma Değerlendirmesi Çalışmasının Sonuçları (Kaynak: BCG ve BloombergHT)

Dünyamız biz var olduğumuz sürece (hatta bizden sonra bile) var olacak. Ülkeler arasındaki rekabet giderek kızışırken bu yarış içerisinde bir hayli terleyen ülkelerin gelecek nesillerin de kaynaklara sağlıklı bir şekilde erişimini sağlayacak şekilde sosyal, çevresel ve ekonomik vizyonlara sahip olmaları; dünyamızın daha sürdürülebilir bir yapıya bürünmesinin önünü açacaktır.

Vesileyle, Cumhuriyetimizin 95. yaşını gururla kutluyorum.

Güzel bir hafta olsun.

Bu yazı 2 Kasım 2018 tarihinde HaberAnkara‘da yayınlanmıştır.


a1.jpg

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s