Homo economicus

Çin İşi

21. yüzyılın son dönemine damga vurmuş, yeni yüzyılın hemen başında da ihracata dayalı büyüme modelinin en iyi temsilcilerinden birisi olarak yüksek büyüme oranıyla dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumuna ulaşan Çin ekonomisi, eski hızlı günlerini aramaya başladıkça başta Asya’da olmak üzere küresel ekonomilerde moraller bozuluyor.

2016 yılının Kasım ayından bu yana ilk kez azalış gösteren sanayi şirketlerinin karının yanında otomobil satışlarının da Kasım ayı itibarıyla %18 düzeyinde düşmesi, Çin’e dair öngörülerin tekrar gözden geçirilmesi gereğini beraberinde getirdi.

Uluslararası Para Fonu’nun Dünya Ekonomik Görünüm verilerin göre, Çin ekonomisi 1990-1999 yılları arasındaki dönemde yıllık ortalama %10 düzeyinde büyürken takip eden 10 yıllık dönemde ise bu büyüme oranını %10,3’e yükseltmişti. 2010 yılında %10,6 ile son çift haneli büyüme oranını gören Çin ekonomisi 2017 kademeli olarak yavaşlamaya başladı ve 2010-2017 yılları arasındaki dönemde ise yıllık ortalama %7,9 büyüdü. İyiden iyiye %7’nin altına gevşeyen büyüme oranını, ‘makul bir seviyede’ tutmak için 2019 yılında vergi indirimlerini artıracağını ve yüksek miktarda likiditeyi sürdüreceğini belirten Peki yönetiminin bunun yanında özel şirketlerin finansman konusundaki sıkıntılarını çözme konusunda da çaba göstereceğini ifade etti.

İlgilenen değerli okuyucularımız anımsayacaklardır; sektörler için ayrı ayrı hesaplanan ve öncü bir gösterge olan PMI değeri, bir sektördeki satın alma yöneticilerinin sektöre ilişki öngörüleri üzerinden bir endeks değeri ortaya koyuyor. Bu endeks değerinin 50 eşik değerinin üzerinde olması sektöre ilişkin genişlemeye işaret ederken endeks değerinin 50’nin altında kalması ise sektöre ilişkin bir miktar kara bulutların dolandığının habercisi oluyor. Çin’de imalat sektörü PMI endeks değeri, Aralık ayında 49,6 ile 2016 yılının başından bu yana en zayıf seviyesine geriledi ve sektöre ilişkin daralmayı işaret etti. İmalat sektörü PMI değeri ile beraber yeni siparişler ve yeni yurt dışı siparişlere ilişkin göstergelerde de gelecek talebe yönelik düşüş işaretleri, imalat sektörünün 2019 yılında, hâlihazırda zayıflayan büyüme performansının önündeki en büyük risklerden olacağını gösteriyor.

2018 yılına damgasını vuran ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarının tansiyonu bugünlerde birazcık düşse de, yılın geneline yayılan bu gerginlik gerek tarafların gerekse de tarafların büyüklüğünden dolayı küresel ekonominin büyümesinde de aşağı yönlü baskıları beraberinde getirdi. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları 2018 yılının büyüme öngörülerinin aşağı yönlü revize edilmesine sebep olurken 2019 yılına ilişkin büyüme endişelerini de artırdı. Küresel ekonomik aktivitenin hız kesmesiyle beraber ticaret savaşlarının getirdiği belirsizlik ortamı Çin’in dış ticaret yapısını yakından etkilerken bununla birlikte üretim de olumsuz yönde etkilendi. Dünyanın en büyük ikinci, bölgenin ise en büyük ekonomisi konumundaki Çin’de yaşanan bu zayıflama, ASEAN ülkelerindeki havayı da bir miktar bulutlandırdı. Öyle ki, Asya Kaplanları olarak da isimlendirilen Endoenzya, Malezya, Filipinler, Singapur ve Tayland’dan oluşan grubun 2019 yılı büyüme öngörüsü aşağı yönlü revize edildi ve %4,7 seviyesine çekildi.

2019 yılı ekonomide bir dolu olayı ve bu satırlarda değerlendirebileceğimiz bir konuyu da beraberinde getiriyor. Hep beraber yaşayıp göreceğiz.

Güzel bir hafta geçirmeniz ümidiyle…


a1.jpg

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s