Homo economicus

Dalga Dalga

Ülkemizde Mart’ın ortasından bu yana lakin dünyada bu yılın başından bu yana tali maddeler olsa da esas gündem maddemiz Kovid-19. Yılı yarıladığımız bu günlerde henüz kontrol altına almayı dahi başaramadığımız bu hastalık sadece toplum sağlığını değil aynı anda ekonomiyi, çalışma alışkanlıklarını, tüketim eğilimlerini, sosyal ve psikolojik etmenleri ve daha bir dolu hususu etkileyen, gerçek bir kriz olarak karşımızda duruyor.

Az önce de söyledim ya, henüz kontrol altına alamamışken bir de ikinci (üçüncü vs.) dalga konusu da ajandamızda yavaş yavaş yerini alacağa benziyor.

Daha önce yine bu satırlardan sizlerle paylaşma imkânı bulmuştum. Dünyanın en gelişmiş ekonomisi ABD, Avrupa ekonomileri, gelişmekte olan ekonomiler… Dünyanın neredeyse her yerinde çok uzun zamandır tutulan verilerin serisini bozacak, grafiklerin eksenlerini yeniden düzenleme ihtiyacı doğuracak gelişmelere şahitlik ettik. Örneğin, daha önce 200 – 300 binlerde gerçekleşen ABD’deki haftalık işsizlik maaşına başvuranların sayısını artık milyonlarla ifade etmek, o çok kullanılan terimle ‘yeni normal’imiz oldu. Salgının ABD’de işgücü piyasalarını etkilemeye başladığı Mart ayının ortasından bu yana toplam 49 milyon kişi işsizlik maaşına başvurdu. Avrupa ekonomilerinde sanayi üretimi verilerin tutulmaya başladığı 1991 yılından bu yana en keskin gerilemelerini gerçekleştirdi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) daha önce %3 olarak belirlediği 2020 yılına ilişkin küresel daralma tahminini Kovid-19 salgının ekonomide oluşturduğu etkinin beklenenden daha olumsuz olduğu gerekçesiyle %4,9’a yükseltti. IMF daha önce olduğu gibi güncellediği son raporunda da Kovid-19 hastalığının ortaya çıkardığı olumsuz durumu “benzeri olmayan bir kriz ve belirsiz bir toparlanma” olarak niteliyor. Kovid-19’un özellikle ekonomideki etkilerinin ne kadar çarpıcı olduğunu gözler önüne sermek için isterseniz birkaç örnek verelim: IMF’nin tahminlerine göre 2020 yılında ABD ekonomisinin %8 Avro Bölgesi’nin %10,2, Almanya ekonomisinin %7,8, İtalya ekonomisinin %12,8, Japonya ekonomisinin %5,8, Rusya ekonomisinin %6,6, ülkemizin ise %5 daralması bekleniyor. Ekonomilerdeki bu küçülmelerin bazıları, 2008 yılındaki Küresel Kriz’de yaşananları da aşıyor.

Kovid-19’un daha önceki krizlere benzemeyen yanı ise toparlanma sürecinin belirsiz olması. Bu satırların kaleme alındığı sırada tüm dünya genelinde görülen vaka sayısı 11,8 milyonu bulurken hayatını kaybedenlerin sayısı ise 541 bini aştı. Bu sayıların ne zaman kontrol altına alınacağı meçhul. Hatta ve hatta, dünyanın farklı köşelerinden gelen haberler ülkelerde yeni vakaların görülmeye başladığını, gevşetilen önlemlerin yeniden gündeme gelebileceğini ifade ediyor. İşte bu durum da bizi, krizin önümüzdeki günlerde dalgalar halinde yeninden gündemimize oturabileceği gerçeğiyle baş başa bırakıyor.

Avrupa Birliği, Avro Bölgesi ekonomisinde daha önce %7,7 olarak belirlediği küçülme daralmasını krize ilişkin risklerin halen devam etmesi sebebiyle %8,7’ye yükseltirken Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya’da sanayi üretiminin Mayıs ayında beklentiden daha düşük bir seviyede yükseliş göstermesi de dikkat çekti. Koronavirüse ilişkin endişelerin devam etmesi ve tüm dünya genelinde olası bir ikinci dalga kaygısının güçlenmesi sebebiyle finans piyasalarında güvenli liman niteliğindeki varlıklara talebi artırıyor. Öyle ki, altın fiyatları yeni yılın en yüksek seviyesine çok yakın bir düzeyde işlem görüyor.

Güzel ve sağlıklı bir hafta geçirmeniz ümidiyle…

Bu yazı 8 Temmuz 2020 tarihinde Ticari Hayat Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.


a1

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s