Homo economicus

Çin İşi

Gündemin tek odağı konumundaki yeni tip koronavirüsün sebep olduğu Kovid-19 hastalığının ismini ilk duyduğumuzda takvimler 2019 yılının son günlerini gösteriyordu ve bizler Çin’den gelen kan dondurucu görüntüleri kaygıyla takip ediyorduk.

Birçok salgın hastalığı tarih sahnesiyle tanıştıran Uzak Doğu’nun son şakası bu sefer güldürmedi. Worldometers’in verilerine göre bu satırlar kaleme alındığı sırada dünya genelinde tespit edilen vaka sayısı 31 milyonu aşarken bu hastalıktan dolayı hayatını kaybedenlerin sayısı ise 1 milyona yaklaştı.

Dünya genelinde ve özelde de ülkemizde geldiğimiz noktada hastalığın bir anlık bile tedbirsizliği ve dikkatsizliği affetmediğini rahatlıkla görüyoruz. Öyle ki, ülkemizde de ne zamanki dikkatimizi bir süreliğine hastalıktan başka şeylere yönlendirdik, maalesef yeniden artan vaka ve vefat sayılarıyla boğuşmak zorunda kalıyoruz. Dünyanın geldiği bu noktada bu hastalığın toplum sağlığını olduğu kadar ekonomileri de -hem de daha önce eşine benzerine rastlanmayan bir şekilde ve ölçüde- derinden etkilediğine hem şahit olduk hem de bu satırlardan defaatle değerlendirdik. Uluslararası kuruluşların beklentileri yılın ilk çeyreğindeki beklentilerinden bir miktar daha olumlu olsa da 2020 yılının ekonomiler için neredeyse tüm sektörler için büyük bir kayıpla geride kalması yönünde.

Geçtiğimiz günlerde OECD yayınladığı Ara Dönem Ekonomik Değerlendirme Raporunda küresel ekonomik faaliyetin Haziran ayı tahminlerine göre bir miktar daha olumlu seyrettiğini ve ekonomilerde görülen kademeli toparlanma süreciyle birlikte küresel daralmanın biraz daha hız kesebileceğini ifade etti. Öyle ki OECD, daha önce %6 olarak öngördüğü 2020 yılı küresel daralma beklentisini %4,5’e revize ederken aralarında ülkemizin de yer aldığı bazı ekonomilere ilişkin beklentilerini de yukarı yönlü revize etti. Salgının etki alanının son dönemde Güneydoğu Asya ve Güney Amerika’ya doğru evrilmesiyle birlikte raporda Hindistan, Meksika, Arjantin ve Güney Afrika ekonomilerinin de salgından en çok etkilenecek ekonomiler arasında yer alacağının altı çiziliyor.

Buraya kadar aslına bakarsak her şey beklendiği gibi. Ancak burada bir nefes molası verelim: salgının kaynağı olarak ifade ettiğimiz Çin bu salgın sürecini nasıl geçiriyor? Çin’de açıklanan son veriler Çin ekonomisinin diğer ülkelere kıyasla daha olumlu bir tablo çizmeye devam ettiğini gösteriyor. İmalat sanayii için bir öncü gösterge olana PMI değerine baktığımızda Çin’in salgının etkilerini kısa sürede bertaraf ederek salgın öncesi performansına dönüş yaptığına işaret ederken Çin’deki sanayi üretimi de Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre %5,6’lık artış gerçekleştirdi. Burada küçük bir hatırlatma yapalım: Temmuz ayında Avro Bölgesi’nin sanayi üretimi yine geçen yılın aynı ayına göre %7,7 oranında geriledi. Ağustos ayında ABD’nin sanayi üretimi ise yine yıllık bazda %7,7 oranında geriledi. Buna ek olarak Çin’de perakende satışlar da Ağustos ayında yıllık bazda %0,5’lik mütevazı bir genişleme gerçekleştirse de 2020 yılında ilk kez yıllık bazda artışa işaret ederek salgının etkilerinin Çin ekonomisi için diğer ekonomilere kıyasla çok daha sakin seyrettiğini bir kez daha vurguladı.

Son olarak yukarıda bahsettiğim OECD’nin Ara Dönem Ekonomik Değerlendirme Raporu’nda Çin OECD ülkelerinin çeşitli oranlarda daralmalarla karşı karşıya geleciği muhtemel 2020 yılını büyümeyle kapatması beklenen tek ülke olarak karşımıza çıkıyor.

Güzel ve sağlıklı bir hafta geçirmeniz ümidiyle…

Bu yazı 23 Eylül 2020 tarihinde Ticari Hayat Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s