Yeşillenme(me)nin Maliyeti

Uzun bir tatilin ardından yeniden işlerimizin başına döndük. Kısıtlamalarla geçen bayramların ardından uzunca bir süre sonrasında kısıtlamasız bir bayram geçirdik. Bu vesileyle, siz değerli okuyucularımızın bayramını bir kez daha kutluyorum ve daha nice bayram gününe öncesinde kıymetini anladığımız sağlıkla, sonrasında da huzur ve mutlulukla erişmeyi diliyorum.

Bu satırları takip eden değerli okuyucularımız aımsayacaktır: bundan birkaç hafta önceki buluşmamızda dünyanın içinden geçmekte olduğu yeşil dönüşüm sürecine ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşma imkanı bulmuştuk. Aradan geçen zamanda ülkemiz başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından, olağanüstü meteorolojik olayların sebep olduğu olumsuzluklara ilişkin üzücü haberler aldık. İklim değişikliğinin sebep olduğu olumsuzlukların başında su kaynaklı afetler geliyor. Dünya genelinde özellikle son dönemde yaşanan aşırı ani yağış olaylarınının önümüzdeki dönemde de artması bekleniyor. Öyle ki, Newcastle Üniversitesi’nde görev yapan bilim insanlarının yamış olduğu araştırmaya göre şiddetli yağmur fırtınalarının Avrupa genelinde küresel iklim değişikliğinin etkisiyle birlikte 2100 yılına kadar karalarda 14 kat artacağı öngörülüyor. Bu kısa süreli şiddetli yağışların denizler üzerinde değil de karalar üzerinde oluşması hepimizin tahmin edeceği üzere sel konusunda da yüksek riski beraberinde getiriyor.

Sorun bu denli büyük iken sorunun çözümüne yönelik olarak atılan adımlar ise o kadar hızlı gerçekleşmiyor. İklim değişikliğinin dünyanın ajandasında ilk sırada bulunduğunun artık hepimiz farkındayız. Uluslararası yatırımcılar çevre sorunlarının yatırımları için öncelikli öneme sahip olduğunu belirtirken her iki büyük yatırımcıdan 1’i de bu sorunların başında iklim değişikliğinin geldiğini ifade ediyor. Ticaret Bakanımız Sayın Mehmet Muş bayramdan önceki haftada, yeşil dönüşüme uyum süreci kapsamında ülkemiz için bir yol haritası niteliğinde olan “Yeşil Mutabakat Eylem Planı”nın yayımlandığını kamuoyuyla paylaştı. Çözüme yönelik adım atma iradesi bu denli güçlüyken tüm dünyanın önünde önemli bir engel bulunuyor: maliyet. Yeşil dönüşüm, hem gerektirdiği yatırımların maliyeti hem de kökten bir değişim süreci olması sebebiyle atılması zor bir adım olarak görülüyor. Öyle ki, Rusya’da yapılan araştırmanın sonuçlarına göre küresel enerji dönüşümünün Rusya’nın milli gelirinde %10 kayba sebep olabileceği ifade ediliyor.

Dünyanın sahip olduğu kahverengi ekonomilerden yeşil ekonomilere dönüşüm süreci hiç şüphesiz bugünden yarına, bir parmak şıklatmasıyla gerçekleşecek bir süreç değil. Ancak yeşil dönüşüme ayak uydurmamanın maliyetiyle kıyaslandığında bir an önce adım atmayı gerektirecek bir durum karşımıza çıkıyor. Öyle ki, başta Avrupa Birliği olmak üzere ortaya koyulan kararlı irade, yeşil dönüşüme ayak uydurmanın zorunluluğunun altını bir kez daha çiziyor. Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar yeşil teknolojileri geliştirmek ve tabiri caizse ekonomisini ‘yeşillendirmek’ için 1 trilyon avro bütçe ayırırken bu sürece ayak uyduramadığı takdirde ülkemizin karşılaşacağı yıllık maliyetin 1,8 milyar avro civarında olması öngörülüyor.

Güzel ve sağlıklı bir hafta geçirmeniz ümidiyle…

Bu yazı 28 Temmuz 2021 tarihinde Ticari Hayat Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s