Aşağısı Sakal Yukarısı Bıyık

Ülkemiz ile birlikte dünyanın dört bir tarafında iklim değişikliğine ilişkin paneller, zirveler, oturumlar düzenleniyor. İklim değişikliği sanayi, enerji, medya, iletişim vb. yönleriyle ele alınarak tespitler ve çözüm önerileri paylaşılıyor. Ben de geçtiğimiz hafta bu organizasyonlardan birinde değerlendirmelerimi paylaştım. İklim değişikliği konusu öyle girdi ki gündemimize, artık her birimiz sorunun tespiti ya da sorunun çerçevesi hakkında yeterli bilgiye sahibiz. Ama hiçbirimiz bu krizden nasıl çıkılacağına ilişkin yeterli bilgiye sahip olsa da yeterli bir kararlılığa sahip değil. Görüyoruz ki Avrupa ülkeleri, biri 1993 biri 1998 tarihli, iklim değişikliğinin sorumluluklarına yasal altyapı kazandıran iki uluslararası anlaşmasını imzalamamış bile. Görüyoruz ki, dünyanın gözünü kulağını oradan çıkacak etkili kararlara çevirdiği 27. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı bekleneni verebilmiş değil. Görüyoruz ki, dünyada kabul edilebilir seviyeden tam 6 kat daha fazla hava kirliliğine maruz kalan çocukların sayısı 300 milyona ulaştı. Görüyoruz ki, biz eylemde geç kaldığımız her bir an gelecek nesillerimizin hesabından harcıyoruz.

Ama bir yandan da günümüzün en büyük krizlerinden birisi olan enerjideki çatışmalar var. Ukrayna-Rusya Savaşı birinci yılına yaklaşırken önce yeşil dönüşüm ihtiyacı, sonrasında ise yaşanan jeopolitik gelişmeler enerjide köklü bir paradigma değişiminin zamanlamasını çok öne çekti. Ancak iktisat biliminin de temel sorularından birisi olan ¨şimdi mi gelecek mi?¨ sorusu burada da karşımıza çıkıyor. İklim değişikliğiyle beraber yaşadığımız küresel ısınma bir yandan sürdürülebilir geleceği tehdit ederken diğer yandan ise havaların ılıman seyretmesi her an derin bir krizin içine düşmesi muhtemel enerji sektöründeki talebin hala kontrol edilebilir düzeylerde devam etmesini beraberinde getiriyor.

Aralık ayını ortaladık. Geçtiğimiz yıllarda derecesini çoktan artırdığımız kombiler henüz düşük seviyelerde çalışıyor. Bu durum doğal gaz arzı konusunda sıkıntıda olan Avrupa için de geçerli. Ancak krizle nasıl başa çıkılması gerektiğini biraz da kervan yola çıkınca öğrenen Avrupa için 2023 yılı bu kadar iyimser geçmeyebilir. Öyle ki, Rusya’nın sevkiyatı sona erdirmesi, doğal gaza alternatif LNG tedariki noktasında sıkıntılar yaşanması ve en önemlisi de hava şartlarının böyle sürmemesi dünyayı ve Avrupa’yı yeni bir enerji kriz gündemine sürükleyebilir.

Bir yanda küresel ısınma diğer yanda ise enerji krizi. İnsanlık çetin bir sınamanın tam merkezinde. Ne aşağıyı ne de yukarıyı tercih edebiliyor, iki krizin tam ortasında sıkışmış duruyor.

Güzel ve sağlıklı bir hafta geçirmeniz ümidiyle…

Bu yazı 14 Aralık 2022 tarihinde Ticari Hayat Gazetesi‘nde yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s