Bileşik Dertler

Yeni bir yıla hep birlikte merhaba dedik. Dünyayı kasıp kavuran Kovid-19 belasının ardından her geçen gün sağlıklı olduğumuz için şükredeceğimizi düşündüğümüz, sağlığın her şeyden önemli olduğunu idrak ettiğimizi zannettiğimiz bir uyanışın içine girdiğimizi sanıyorduk ama hayat kendi temposuna ulaştığında sorunlarımız yine birbiri üstüne eklenerek karşımıza çıkıyor. Finansta bileşik faiz hesaplaması vardır ya hani, anaparanızın üzerine gelen bir ilave artık yeni anaparanız olur ve bir sonraki dönemde gelecek getiri bir önceki dönemin anaparası ve getirisi toplanarak hesaplanır. Bir nevi kar topunun yuvarlanırken büyümesi ve çığ haline yaklaşması gibi.

Yeni yıldaki ilk buluşmamızda içimizi karartarak başlamak istemezdim tabii ki ama Steve Jobs böylesine durumları şöyle özetlemiş: ‘bir sorunu çözebilmek için öncelikle onun çerçevesini iyi çizmeniz gerekir’. Önce sorunlarımızla yüzleşmemiz gerekir ki ondan sonra çözüme giden yolda kararlı adımlar atalım. Yılın ilk verisi, belki de geçtiğimiz senenin ardından en çok beklenen veri olan enflasyon verileri oldu. Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre 2022 yılında tüketici fiyatları %64,3 düzeyinde artarken aynı dönemde üretici fiyatlarındaki artış ise %97,7 ile yeniden çift haneli seviyelere geriledi.

2022 yılı bu satırlardan hem tüketici hem de üretici tarafındaki enflasyon oranlarını hayli konuştuğumuz bir sene oldu. Zirveyi gören yükselişleri, zirveden gerilemelerin baz etkisiyle daha hızlı olacağını ancak bunun fiyat düşüşüyle karıştırılmaması gerektiğini de işlemiştik. Gelin bir yılı ardımızda bırakmışken fiyatlar tarafındaki bileşik dertlerimizi örneklendirelim. Yine TÜİK’in verilerini kullanarak yapalım hesaplarımızı. Dünyada salgının varlığı konuşuluyor ancak ülkemizde henüz görülmediği için kendimizi şanslı hissettiğimiz 2020 yılının başındayız. 100 TL’ye aldığımız bir ürünün salgının dip seviyesini görüp de kademeli normalleşme dönemine geçtiğimiz 2021 yılının ortalarına kadar fiyatındaki -şimdiki değişimlere kıyasla- görece önemli bir artış görülmüyor. Ocak 2020’de 100 TL’ye aldığımız ürünün fiyatı Haziran 2021’de 122 TL olmuş.

Hemen sonrasında ise ülkemiz yüksek enflasyon gerçeğiyle karşılaşıyor tekrar. Ürünümüzün fiyatı 2022 yılının hemen başında 171 TL, Kasım’ında ise 250 TL’ye yükseldi bile. Enflasyonun zirvesini gördüğü Kasım ayının ardından Aralık ayında (yani yukarıda verdiğimiz güncel veriler itibarıyla) enflasyon düşüş gösterdi. Ancak sıkı durun: düşen enflasyon, fiyatlar değil. Çünkü Kasım’dan Aralık’ta ürünümüzün fiyatında 3 TL’lik bir artış daha oldu.

Hesabımızı daha bugüne yaklaştıralım: 2021 yılının Kasım ayında 10 TL’ye aldığımız bir ürünün 2022 yılı Kasım’ında fiyatı 18,4 TL’ye yükseldi hızlıca. Ancak Aralık’ta kendimizi bahar bahçede gibi hissettiren enflasyondaki düşüş ürünümüzün fiyatını düşürmedi. Çünkü düşen sadece fiyatların artış hızı, fiyatların kendisi değil. Öyle ki, 13 ay önce 10 TL’ye aldığımız ürün 19 TL’ye yükseldi bile.

Önümüzdeki günlerde enflasyondaki düşüş ile ilgili çok şey okuyup izleyeceğiz. Ama bu satırları takip eden değerli okuyucularımızın düşenin sadece fiyatların artış hızı olduğunu anımsamasını rica ederim. Yoksa dertlerimiz bileşik bir şekilde fiyatlar ile birlikte artmaya devam ediyor.

Sağlığımızın kıymetini bildiğimiz, çok büyük çoğunlukla güzel şeylerden bahsedeceğimiz, harika bir yıl diliyorum. Yeni yılınız kutlu olsun.

Güzel ve sağlıklı bir hafta geçirmeniz ümidiyle…

Bu yazı 4 Ocak 2023 tarihinde Ticari Hayat Gazetesi‘nde yayımlanmıştır.

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s